George Michael Türkiye

Pop müziğin yaşayan efsanesine adanmış bir blog

George Gerçekte Ne İstiyor?

Yazan: fatherfigure Eylül 30, 2008

Gösteri dünyasındaki tüm yıldızlar kariyerlerini zirvede noktalamak ister. Bu son derece normaldir. Peki, kariyerinin her dönüm noktasında daha da çok başarısızlığa doğru yelken açan bir yıldızdan bahsetsem?

George Michael, kariyerini düzgün yönetebilseydi, adını tarihe yazdırmış bir star olarak anılacaktı. Bir starın gerçek amacı zirveye yükselmek ve sonrasında orada kalabilmektir. Ancak George sürekli olarak bunun tersini yapma eğiliminde. Zirveden baş aşağı indikten sonra, binbir zorlukla yukarı tırmanarak zirveye yükselmekte sonra yeniden aşağı inerek süreci başa sarmaktadır.

Bir star düşünün ki tarihe geçen bir albüm(Faith) yaptıktan sonra “sanatım ön planda olmalı, vücudum değil” diyerek klip çekmez, zorunlu çekilen klipte oynamaz ve böylece bir önceki albümünün 1/16’sı kadar satış yapar. Şirketiyle kanlı bıçaklı olur, davayı kaybeder, dibe çöker, adı unutulur.

Depresyona girer ve bu depresyondan bir şaheser çıkarır(Older). Avrupa listelerini alt-üst eden bir dönüş ve intikam albümü; İngiltere’de müzik tarihine geçen bir yakarış. Liste rekorlarını kırar, Top40′a ambargo koyar. Yine zirvededir artık hem de tam olarak sanatıyla.

Ama bu da yetmez ve marjinal hayatı gün yüzüne çıkar(Outside). Amerika’yı karşısına alır. Tüm hayranlarına vedayı göze alır. Turne kelimesini unutur. Yine içe kapanır, yine çökmeye başlar. Amerika’ya arkasını öyle bir döner ki sansasyonel siyasi şarkısıyla (Shoot the dog) Amerika’dan tamamen silinir. Amerika’da olmayışı dünyayı etkiler elbette. Dünya listeleri Amerika’dan geçer. İngiltere ise sadece Avrupa’ya bakar.

Yeniden dibe çöküş çıkış yollarını gerektirir, ancak o kendini esrara verir. Mantıklı olmayı esrara bağlar. MArjinal yaşamı tam olarak bilinmektedir artık. İngiltere’de sesli, Amerika’da sessiz sedasız bir albüm yayımlar (Patience). Sonra bu başarısızlıktan ötürü medyayı suçlar. Oysa garip bir ikilem, o aslında başarıyı istememektedir. Ancak 1 numaraya hasret gözleri yeni bir yol aramaktadır.

Yıllar sonra Faith albümünde çalıştığı menajeriyle yeniden el sıkıştıktan sonra 15 yıllık bir aradan sonra hayranlarını hatırlar ve kısa süreli bir Avrupa turnesine çıkar. George istemese de yeniden gündeme oturur. Tüm salonlar hınca hınç dolar ve kendine güveni geri gelir. Birkaç ay sonra Avrupa stadlarına taşınan uzun bir turneye evet der ve 1 milyondan fazla insana ulaşır.

Eski dostlar Amerika’da başarılı projelere imza atınca GM’in telefonu çalar ve Amerika çıkarması için kutlu bir çağrı alır. Ahlaki temalı bir dizinin(Eli Stone) merkezine yerleştirilmesi düşünülmektedir. Olay gerçekleşir; George, yeniden Amerika’nın gündemine gelir. American Idol finalinde şarkıları ve performansıyla boy gösterir. Çevresindne gördüğü telkinlerle Amerika turnesine karar verir. Ancak geçmişte yaptığı yıkımın izlerini Amerika’nın varoşlarında net olarak gözler. Kimisi bedavaya kimisi 25$’a satışa çıkarılan biletlere rağmen çoğu salon dolamamıştır.

Yeniden veda etmeye karar verir, Londra ve Kopenhag’da veda konserleri vereceğini duyurur. Konum Avrupa olunca salonlarda boş yer kalmaz. George veda eder. Bıkmak usanmak bilmeyen bir vedacıdan bir veda daha. Ama George zirvede bıraktığını düşünürken yeniden çöküşe götürecek bir olaya imza atarak tutuklanır…

George Michael’ın kariyerinin “veda” ve “özür” cümleleriye özetlenmesi elbette haksızlık olur. Ancak popüler kültüre küfürler dizip, onun yolunda zirveye çıkma istemi son derece garip bir ikilemdir. George bu ikilemi 90′larla birlikte yaşamaya başlar ve o dönemden sonra dünya popstarlığından birkaç seviye aşağı iner.

Oysa elimizde Madonna gibi muhteşem bir örnek var. Sanatsal anlamda George Michael ile Madonna karşılaştırılamaz! George Michael, müziğin her alanına imza atabilen müthiş bir yetenektir. Bu tartışılamaz bile. Şarkı söz-müzklerinden enstrümanlarına, R&B’den caza, rock’tan soul müziğe kadar her alanda başarılı olabilmiştir George.

Yaptığı tam olarak, ne istediğini bilememesidir! Yaptığı müzik beğenilmeyince, “pop öldü, ben yokum” dedi. Sonra geri döndü ve yaptığı müziğin ölmediğini, sadece kendi penceresinden böyle gördüğünü anladı.

Son olarak, George Michael’ın sözünü dinleyeceği bir akil danışman bulması gerekir. Eleştirdiğim şey baştan beri, GM’in sektörde hakettiği yerde olmayışıdır. Yoksa ben şarkılarının tadını çıkarmaya devam ediyorum… :)

Yorum Yapın

XHTML: Bu etiketleri kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <pre> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>